Çizgiler vardır hayatta, çizilmiş ama sonra da bastıra bastıra silinmiş silgiyle.Görmek için o kadar detaylı bakmak gerekiyor ki...Yoğunlaşmak, sadece oraya odaklanmak gerekiyor .Herkesin farklı farklı çizgileri...Milyonlarca noktanın değişik değişik dizilimiyle oluşmuş çizgiler.Ama hepsi silik, görünürle görünmez arası...Kimisi ne kadar uğraşsada göremez kendine ait olan çizgisini, kimisi aksine o kadar hakimdir ki çizgisine sanki silinmemiş de üzerinden geçilmişcesine...
Hayallerimiz...İşte hayallerimiz bu çizgilerimiz.Hayal ettikçe çizdiğimiz ama sanki arkamızdan takip eden birinin de bastıra bastıra sildiği çizgiler.Kim ki bu arkamızdan bizim çizgilerimizi ,peşinden koşacağımız hayallerimizi, silen şey?Sadece bizim olan, herşeyimiz olan bu çizgilerimizi ne hakla silebiliyordu!Galiba silgiyi kullanan kişinin neyi yok ettiğinin farkında değildi.Hayallerimizdi onlar. Mayın tarlasına düşmüş biri için mayınların yerini gösteren bir harita misali önemli olan hayallerimiz.Çok önemli bizim için o noktaları birleştire birleştire çizdiğimiz şeyler.Niye mi önemli bizim hayallerimiz yani çizgilerimiz.Çünkü onlar bizim ertesi sabah yataktan uyanma ,yüzünü yıkama ve engelleri aşma azmimiz. Nasıl mayın tarlasında ki adam mayınların yerini bilmeden o tarlayı atlatması imkansızsa öyle imkansız işte biz insanların yaşaması.Eğer göremiyorsak çizgilerimizi sabah hiç olmaz bizim için ve bizde uyanamayız.Uyanırız da öylesine, döngü devam etsin diye...
Hani demiştim ya; yoğunlaşmak gerekiyor, odaklanmak gerekiyor arkamızdan silinen çizgileri görebilmek için.Kendimizi tanımamız gerekiyor, kendimizin tek hakimi olmamız gerekiyor .Fakat şu bir gerçek ki gerçekten merak ediyorum, bu silgiyi elinde tutan kimdi ve niye yapıyordu bunu...Karşılıksız sahip olduğumuz ender şeylerden birini bizden neden alıyordu veya neden işimizi zorlaştırıyor!
